Kişisel Web Sitesi                         
Gezinti Bağlantılarını Atla
Site içi arama...
Bul...
Voltaire-Candide yada iyimserlik Üzerine (Bölüm 1) 12.05.2009

Candide güzel bir şatoda nasıl yetişti ve oradan nasıl kovuldu ?

Vestfalya'da, Baron Thunder-ten-Tronckh'un şatosunda, yaradılıştan yumuşak huylu bir delikanlı vardı. Yüzünden ruhu okunurdu. Basit bir zekâsı, oldukça doğru bir akıl yürütme yetisi vardı. Ona Candide adının verilmesi de sanırım bundandı. Evin emekli hizmetçileri onun, Baron'un kızkardeşiyle yakınlarda oturan iyi, kibar bir soylunun çocuğu olduğundan kuşku duyarlardı. Denildiğine göre Baron'un kızkardeşi bu soylu kişiyle evlenmek istememişti. Çünkü o soylu, atalarını ancak yetmiş birinci göbeğe kadar sayabilmiş, soyağacının kalan bölümü zamanın içinde yitip gitmişti.

Baron, Vestfalya'nın en güçlü derebeylerinden biriydi. Çünkü şatosunun kapısı ve pencereleri vardı. Hatta şatonun büyük salonu, güzel duvar halılarıyla süslüydü. Avludaki köpeklerini, gerekince ava götürür, seyislerine de it uşaklığı yaptırırdı. Köyün papazı, Baron'un özel papazlığını yapardı. Herkes ona Monseigneur der, hikâyeler anlattığı zaman da gülerdi.

Madama la Baronne üç yüz elli libre ağırlığıyla çevresindekilerin büyük saygısını kazanmıştı ve kendisini daha da saygıdeğer kılan bir incelikle konuklarını ağırlardı. On yedi yaşlarındaki kızı Cunégonde, al yanaklı, etine dolgun, iştah uyandıran bir kızdı. Baron'un oğluysa görünüşüyle her bakımdan babasının oğluydu. Öğretmeni ve eğitmeni Pangloss, şatonun akıl hocasıydı. O küçük Candide de onun derslerini, yaşının ve huyunun bütün saflığıyla dinlerdi.

Pangloss, Métaphysico - Théologo - Cosmolo - Nigologie (3) öğretirdi. Nedensiz sonuç olamayacağını, olabilecek dünyaların en iyisinde,  şatoların en iyisinin Baron'un şatosu, Madame'ın da madamların en iyisi olduğunu eksiksiz bir biçimde kanıtlardı.

"Olayların başka türlü olamayacağı kanıtlanmıştır, çünkü her şeyin bir amacı vardır; o halde her şeyin, en iyi amaç için olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Burun, gözlük takmak için yaratılmıştır. Bunun içindir ki gözlük kullanıyoruz. Bacaklar dizlik giymek için yaratılmıştır. Onun için dizlik kullanıyoruz. Taşlar yontulmak ve şato yapılmak için oluşturulmuştur. Onun için de Monseigneur'ün gayet güzel bir şatosu var; ülkenin en büyük Baronu en iyi yerde oturmalı değil mi ? Domuzlar da yenmek için yaratıldığından, biz de bütün yıl domuz yeriz. Böylece her şeyin iyi olduğunu söyleyenler aptalca bir söz etmişler; her şey en iyidir demek gerekirdi."

Candide, Pangloss'u dikkatle dinler ve safça inanırdı; çünkü Matmazel Cunégonde'u çok güzel bulurdu; ama bunu bir türlü kendisine söyleyemezdi. Böylece şu sonuca varırdı: Mutluluğun birinci aşaması Baron Thunder- ten-Tronckh olarak doğmaktı; ikincisi Matmazel Cunégonde olmak; üçüncüsü onu her gün görmek; dördüncüsü de ülkenin, dolayısıyla bütün dünyanın en büyük filozofu olan üstat Pangloss'u dinlemekti.

Bir gün Cunégonde, şatonun yanında, park denen koruda gezinirken, çalıların arasında Doktor Pangloss'un, madame la Baronne'un güzel, uysal, esmer, küçük hizmetçisine deneysel fizik dersi verdiğini gördü. Matmazel Cunégonde'un bilimlere karşı büyük bir yatkınlığı vardı. O yüzden gördüğü bu deneyi soluk almadan izledi. Doktor Pangloss'un  "yeter sebebi"ni, sonuçlarını ve nedenlerini açıkça gördü. Heyecanlı ve düşünceli, bir gün bilgin olmak isteğiyle taşarak geri döndü. Genç Candide'in de bir "yeter sebebi", delikanlının ise  kendisinin "yeter sebebi" olabileceğini düşündü.

Şatoya dönerken Candide'le karşılaştı ve kızardı. Candide de kızardı. Cunégonde ona buğulu bir sesle "Bonjour" dedi. Candide de ona bir şeyler söyledi ama ne söylediğini bilmiyordu. Ertesi gün akşam yemeğinden sonra sofradan kalkıldığında, Cunégonde ile Candide bir paravananın arkasında buluştular. Cunégonde mendilini yere düşürdü. Candide onu yerden aldı. Cunégonde, Candide'nin elini masumca tuttu. Delikanlı da genç kızın elini aynı duyguyla, fakat kendine özgü bir sertlik, bir duyarlık ve incelikle öptü. Dudakları birleşti, gözleri alevlendi, dizleri titredi, elleri sapıttı. Baron Thunder- ten-Tronckh paravananın yanından geçti ve olup biteni görünce Candide'in kıçına bir tekme atarak onu şatodan kovdu. Cunégonde bayıldı. Kendine gelince Madame la Baronne'dan bir tokat yedi. Böylece mümkün olan şatoların en güzel ve en sevimlisinde neşeden iz kalmadı.


Yorumlar (0) Bülent
Sizde Yorumunuzu Yapın
Gönderen